~~~ '' V a k t-i S ü k û t...! '' ~~~

...Söz;ün hicret vakti!...

Aşk'tıR ~

20/1/2010



Aşktır bu.
Tutarsız kılandır.
Hangi filme gidileceğine, hangi şarkının insanın içine işleyeceğine karar verendir.
Bütün şarkıların adında, içinde, nakaratında, bestesinde, sebebinde yerini alandır.
Gittiğiniz her yolun başında onu görürsünüz.
Yolları kendine çıkarandır.

Vurulduğunuz, yakala - ndığınız ya da tutulduğunuz ilk anda artık kuralları koyandır.

Sizden yana gibi dururken, sizi en delik deşik yerinizden vurandır
Yağmur yağar, o mu gelmiştir.
Kapı çalar, onun sesidir.
Radyoda şarkı duyarsınız, o söylemektedir.
Gazetelerdeki resimler onun suretidir.
Her gördüğünüz O dur.
Her yemek onun en sevdiğidir.
Yeni taşınan komşunuzdur.
Bindiğiniz metro ona gitmektedir.
Kediler onun dilinden konuşur.
Giydiğiniz elbise onun, baktığınız aynada gördüğünüz kendisidir.
Bu yüzden Aşk A dır.

Neden korkuyorsanız artık korkmazsınız.
Karanlık hoşunuza gider.
Trafiğe gece yarılarında tersten girmeyi,
bağırarak uluorta şarkılar söylemeyi,
tanımadığınız insanlarla yarenlik etmeyi öğretir.
İyi ki vardır.
İyi ki öyledir.
İyi ki yaşanmaktadır.

Korkusuzluktur
Bütün otobüslere son anda koşarak binebilirsiniz.
Vapurlara iskeleden açıldıktan sonra atlayabilirsiniz.
Trenlerden dışarı sarkabilirsiniz.
Nasıl olsa bir şey olmayacaktır.
Nasıl olsa Aşk A dır.

Anne merhametinin ötesinde, firavun gazabının üstesindedir.
Aşk dağlayandır.
Aşk paramparçadır.
Aşk için ağlanıyorsa gözyaşı ateştir, nardır.
Aşk, annedir.
Kıskançtır.
Dağlıdır aşk, yalnız ve kimliksiz bir derviştir.

Taşları kaynatıp çorba yapan, umudunu yitirmeyendir.
Aşk, acımaktır.
Dayanmaktır hep.
Belkidir yani. Ya gelirsedir, daha çok da ya dönersedir.

Bekleyen şarkıların öznesidir aşk.
Madem ki gidiyorsunların tatlı telaşında son bir tesellidir.
Pencere camlarının buğusuna çizilen ırmakların,
büyük ağaçların, derin yağmurların resmidir.

Aşk, kimsesizdir.
Öksüzdür.
Annesizliğin kırılganlığıdır.

Dur gitmeleri aşmışlıktır aşk.
Nasılsa gidecektiri bilmektir.

Meryem dir aşk.
Gözyaşı kurutandır.
Sonsuz elemin, büyük nefretin, tam imanın, asıl gurbetin çetelesidir.

Aşk, çocuktur.
Asiliğin en yakışanı, hesapsızlığın en şövalyesidir.
Şaşırtandır.
Garip kılandır.
Bağdatın gülü,
Kahirenin avazı,
İstanbulun duruşudur.

Aşk, onbir yaşında Muhammed in annesidir.
Derin acılar, olmayacak sınanmalar kapısını çaldığı zaman buyur etmesini bilendir.
Aşk, böyledir.
Dile kolay, hayata müşküldür.

Aşk, Hacer dir.
Kimsenin kimseye hayrı olmadığı yerde yine de ilk akla gelendir.
Sonsuz karanlıkların ortasında vurgun yemiş bir çığlıkla çerağlar yakandır.
Koşmaktır Aşk.
Aşk, Safa ile Merve arasıdır.
Ordadır ve o kadardır.
Tutunmaktır.
Nasıl olsa aşk A dır..

İbrahim Sadri

Ey GüL .../...

30/4/2009


young roses by Lyubov.

Ey gül, ey gonca-i nûr, meftun yaprak, hâr sana.
Sensin gönüller mâhı, bu yaz, bu bahar sana!

Mûcize saltanatın taşları ayna yapar,
Her ırmak ve her deniz, her leyl-ü nehar sana!...


Senin zâti akdesin âlemlere rahmettir,
Cibrîl vefalı yoldaş, yüce allah yâr sana!...

Bu nice iştiyaktır, ey en güzel sevgili?
Asırlardır koşuyor, genç ve ihtiyar sana!...


Nazarın kalbe şifâ, sözün hikmet incisi,
Hangi dertli kavuşsa, olur bahtiyar sana!

Misk kervanı kapında karar kılmıştır senin,
Nebîlerin diliyle, hep övgüler var sana!...

Ay, güneş, zühre, ülker, nûruna pervanedir.
Âlemde olmak ister, âşıklar civar sana!...

Senin yolun hep açık, gidişin allah'adır,
Dağlar ateş kesilse olamaz duvar sana!

Güzelliğin âlemde misli bulunmaz inci,
Ey gül, hasret çekmede cennet, o bulvar sana!

Dedin ki: "şükreden kul olmak istemem mi ben?"
Rabbin ihsan buyurdu: hurma, üzüm, nar sana!

Her mûcizen parmakla gösterilmede senin,
Çağlatmak öyle kolay, çöllerde pınar sana!

Hicranın bir kütüğü dertle bîkarar etti,
Hep özlem duymadadır, selvi ve çınar sana!

Cennetin çiçekleri senin kokunu taşır,
Benzemeye çalışır, beyazlıkta kar sana!

Güneş güzel yüzünden parlaklık aldı ey gül,
Acep hayran olmadan, hangi göz bakar sana?

Aşkının esiridir, ne çöl, ne de dağ tanır;
Bu sevdalı gönüller, su gibi akar sana!

Varlık bahçesi senin nurundan yaratıldı,
Hep medyun, hep minnettar, her can, her nigâr sana!

Tebessümün ayların; zührenin sevincidir,
Nice hasret çekmede, bu bülbül-i zâr sana!

Güllerin efendisi olmak kolay değildir,
Gıpta etmede ey gül, binlerce gül-zâr sana!

Yusuf, senin dalında çiy tanesidir sanki,
Dîvâne kesilir göz etse, bir nazar sana!

Fazlının eteğine akıllar erişemez,
Eli kalem tutanlar övgüler yazar sana!

Hâk-i pâyine sürsem bir kerecik yüzümü,
Bende olan sermaye; hasret, intizâr sana!

 ~~~ Mustafa Necati Bursalı






Her kelime yalan
Her yürek vefasız

Can üzgün perişan can suskun kararsız
Çek git diyor şeytan git sessiz sedasız
Ve gittiğin zaman sanma ki ağlayıp
Sızlarlar ardından

Ben bu dünyadan dosttan düşmandan
Aldım payımı gidiyorum
Günahlarımla sevaplarımla
Aldım başımı gidiyorum
Git gide yüreğime ince bir sizi girse
Gizli bir ateş beni yaksa da gidiyorum
Ben bu hayattan aşktan sevdadan aldım payımı gidiyorum
Günahlarımla sevaplarımla aldım başımı gidiyorum
Her duygu yıpranmış her bakış anlamsız
Can bıkmış usanmış can çökmüş zamansız
Çek git diyor şeytan
Git sessiz sedasız
Ve gittiğin zaman
Sanma ki bir kal diyen çıkar ardından
Ben bu dünyadan dosttan düşmandan aldım payımı gidiyorum
Günahlarımla cevaplarımla aldım başımı gidiyorum
Git gide yüreğime ince bir sizi girse gizli bir ateş beni yaksa da gidiyorum

Ben bu hayattan aşktan sevdadan aldım payımı gidiyorum
Günahlarımla sevaplarımla aldım başımı gidiyorum




Bahar, yalvarırım çek git işine!..
Salma üstüme çiçeklerini,
...aklımı çelme!..
Her sabah çimenlerin çiyden ürpererek uyanıyor bahçemde; sonra güneşle oynaşıp tütsülenmiş gibi buğulanıyor.
Ne zaman sokağa çıksam badem ağaçları salkım saçak çiçek...
Kavaklar kıpır kıpır, ıslık ıslığa meltem...
Kırda dayanılmaz bir kekik kokusu, toprakta türlü çeşit börtü böcek...
Yapma bunu bana bahar,
Böyle üstüme gelme...!

     

* * *


Zaten damarlarıma zor zaptediyorum kanımı...
Çoktan cemreler düşmüş beynime, yüreğime...
Kalbimin buzları erimiş.
Göğüs kafesimde ne idüğü belirsiz bir kıpırtıyla geziyorum nicedir...
Bir de sen çıldırtma beni...
Krizdeyim ben... tembelliğin sırası değil, uyamam sana...
Al git serçelerini sabahlarımdan, çağlalarına, kokularına hakim ol.
Meltemlerine söyle, deli gibi ıslık çalıp sokağa çağırmasınlar beni...
Bulutların üşüşmesin başıma...
Girme kanıma benim...
...yoldan çıkarma...!

     

* * *


Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin,
afrodizyakların en etkilisi,
Sevdanın suç ortağısın.
Kıyma bana...!
Biliyorum çünkü, yine kandırıp yeşillendireceksin aşka; gövdemi azdırıp sonra birden çekip gideceksin.
Tam kanım kaynamışken sana, toplayıp allarını morlarını, beni bir kuraklığın ortasında terk edeceksin...
O iple çektiğim ışığın, dayanılmaz olacak o zaman...
Ne o delişmen sabahlar kalacak, ne günaha çağıran çapkın eteklerin
uçuştuğu günbatımları...
Tembel kuşların şakımaktan bitap, ebruli çiçeklerin kokmaktan...
Buselerin nemi kuruyacak çöl rüzgarlarında...
Yeşerttiğin çiçekler, yürekler solacak; damar damar çatlayacak ruhumuz...
Hayat, bir ezik otlar diyarına dönüşecek yeniden... yüreğim viraneye...
Her bahar sarhoşluğu gibi, geçecek bu sonuncusu da...
Ebedi bahar, bir başka bahara kalacak.

     

* * *


İyisi mi, hiç azdırma ruhumu bahar...
İş açma başıma...
Git işine!
Yoldan çıkarma beni!...



Can Dündar


MusicPlaylistRingtones
Music Playlist at MixPod.com

RSS

Blogcu ile yapıldı