~~~ '' V a k t-i S ü k û t...! '' ~~~

...Söz;ün hicret vakti!...

Ey GüL .../...

30/4/2009


young roses by Lyubov.

Ey gül, ey gonca-i nûr, meftun yaprak, hâr sana.
Sensin gönüller mâhı, bu yaz, bu bahar sana!

Mûcize saltanatın taşları ayna yapar,
Her ırmak ve her deniz, her leyl-ü nehar sana!...


Senin zâti akdesin âlemlere rahmettir,
Cibrîl vefalı yoldaş, yüce allah yâr sana!...

Bu nice iştiyaktır, ey en güzel sevgili?
Asırlardır koşuyor, genç ve ihtiyar sana!...


Nazarın kalbe şifâ, sözün hikmet incisi,
Hangi dertli kavuşsa, olur bahtiyar sana!

Misk kervanı kapında karar kılmıştır senin,
Nebîlerin diliyle, hep övgüler var sana!...

Ay, güneş, zühre, ülker, nûruna pervanedir.
Âlemde olmak ister, âşıklar civar sana!...

Senin yolun hep açık, gidişin allah'adır,
Dağlar ateş kesilse olamaz duvar sana!

Güzelliğin âlemde misli bulunmaz inci,
Ey gül, hasret çekmede cennet, o bulvar sana!

Dedin ki: "şükreden kul olmak istemem mi ben?"
Rabbin ihsan buyurdu: hurma, üzüm, nar sana!

Her mûcizen parmakla gösterilmede senin,
Çağlatmak öyle kolay, çöllerde pınar sana!

Hicranın bir kütüğü dertle bîkarar etti,
Hep özlem duymadadır, selvi ve çınar sana!

Cennetin çiçekleri senin kokunu taşır,
Benzemeye çalışır, beyazlıkta kar sana!

Güneş güzel yüzünden parlaklık aldı ey gül,
Acep hayran olmadan, hangi göz bakar sana?

Aşkının esiridir, ne çöl, ne de dağ tanır;
Bu sevdalı gönüller, su gibi akar sana!

Varlık bahçesi senin nurundan yaratıldı,
Hep medyun, hep minnettar, her can, her nigâr sana!

Tebessümün ayların; zührenin sevincidir,
Nice hasret çekmede, bu bülbül-i zâr sana!

Güllerin efendisi olmak kolay değildir,
Gıpta etmede ey gül, binlerce gül-zâr sana!

Yusuf, senin dalında çiy tanesidir sanki,
Dîvâne kesilir göz etse, bir nazar sana!

Fazlının eteğine akıllar erişemez,
Eli kalem tutanlar övgüler yazar sana!

Hâk-i pâyine sürsem bir kerecik yüzümü,
Bende olan sermaye; hasret, intizâr sana!

 ~~~ Mustafa Necati Bursalı








Bulutlar geçiyor üstümüzden.

Aklıma, Dost’un yüzü geliyor. Adını anarken, kalbime ateşin düşüyor. İlkbahar yağmurları yüklü bulutlar gibi, ümmete rahmet oluşun…

Bulutlar geçiyor üstümüzden.

Ağaçlardan yapraklar düşüyor. Aklıma ecelim düşüyor. Ömür ağacından, sessiz ve usûl usûl ve titrek bir yaprak, ölüm meleğine doğru süzülüyor; üstünde adım yazılı. İçime, verilmemiş cevapların korkusu düşüyor.

Bulutlar geçiyor üstümüzden.

Üç dört yaşlarında bir erkek çocuğu, Mahmud bin Rebî, gülücükler saçarak, bahçede oradan oraya kaçıyor. Arkasında, ona ağzındaki suyu püskürten, âlemlerin Rahmet’i... Dudaklarından saçılan her bir damla, bir inci olup meleklerin avucuna düşüyor. Varlığı âlemlere rahmet olan Sevgili, seninle dolu hâtıralar, hâtıralarım oluyor, yâdıma düşüyor.
Bulutlar geçiyor üstümüzden.

Aynadaki yüzüm eskiyor, içimdeki özüm değişiyor. Cennet bahçelerinde bir zümrüd-ü ankâ kanat çırpıyor. Melekler kimi secdede, kimi rukûda, kimi kıyamda seni tahdis ediyor. Sana âşinâ ruhlarımız, elest bezmini özlüyor. Yoğun kesâfeti içinde dünyanın, rûhuna âşinâ bir cânla, cânımız seyrü sülûke çıkıyor. Dünyada birer yolcuyuz biz, vatan seninle olabildiğimiz her yer oluyor.

Bulutlar geçiyor üstümüzden.

Yağmur, toprağa düşüyor. Balçık, insana dönüşüyor. İnsan, Ebu’l-Hasan Harakânî hazretleri gibi Türkmenistan’dan Şam’a kadar uzanan coğrafyada hüzünle atan hangi kalp varsa, o benim kalbimdir.” diyerek, tek yürek olup atıyor.

Bulutlar geçiyor üstümüzden.

Rahmet bulutları beklerken gökten, yere ateş okları yağıyor. Kulaklarımı helâk olan kavimlerin çığlıkları dolduruyor. Gönlüme kıvılcım düşüyor. Günahlarımın ateşi yanıyor, bir duman benliğimi sarıyor. Boğulan rûhuma açılan pencere, Sen’in yanın…

Bulutlar geçiyor üstümüzden.

“Hayat, gördüğünden ibaret değil!..” diyor derviş. Gözlerine bakıyorum kalbimle, rûhunun dünyaya açılan pencerelerine. “Seyrettiğim bir insan mı, melek mi, kâinat mı yoksa Sen misin ey Sevgili!..” diyorum.

Cemâlin cemâliyle tecellî ediyor özünde, seyrediyorum. Kahır gibi gözüken lutuflar, lutuf gibi gözüken kahırlar; tecellî hâlindeyken âleme, “bildiğim yok” diyorum. Bildiklerim senin öğrettiklerindir…

Bulutlar geçiyor üstümüzden.

Kimi insan fark etmiyor, hayat akıyor. Dikkatim, Sen’in kudret akışlarını tâkibe yetmiyor. Okumak, satırları değil; kâinattaki hikmeti okumaktır!..” diyor Dost. Okumak için önce görmek lâzım. Görüşümün vüs’ati esrârına yetmiyor.

Bulutlar geçiyor üstümüzden.

Aklıma, Dostun yüzü geliyor, ağaçlardan yapraklar düşüyor. Üç dört yaşlarında bu erkek çocuğu, gülücükler saçarak, bahçede ordan oraya kaçıyor. Aynadaki yüzüm eskiyor. Yağmur toprağa düşüyor. Rahmet bulutları beklerken gökten, yere ateş okları yağıyor. “Hayat, gördüğünden ibaret değil!..” diyor derviş, kimi insan fark etmiyor.

Şebnem Dergisi : Nihan Kandemir


Cumalar Hayr Ola..!









MusicPlaylistRingtones
Music Playlist at MixPod.com

RSS

Blogcu ile yapıldı