~~~ '' V a k t-i S ü k û t...! '' ~~~

...Söz;ün hicret vakti!...





Her kelime yalan
Her yürek vefasız

Can üzgün perişan can suskun kararsız
Çek git diyor şeytan git sessiz sedasız
Ve gittiğin zaman sanma ki ağlayıp
Sızlarlar ardından

Ben bu dünyadan dosttan düşmandan
Aldım payımı gidiyorum
Günahlarımla sevaplarımla
Aldım başımı gidiyorum
Git gide yüreğime ince bir sizi girse
Gizli bir ateş beni yaksa da gidiyorum
Ben bu hayattan aşktan sevdadan aldım payımı gidiyorum
Günahlarımla sevaplarımla aldım başımı gidiyorum
Her duygu yıpranmış her bakış anlamsız
Can bıkmış usanmış can çökmüş zamansız
Çek git diyor şeytan
Git sessiz sedasız
Ve gittiğin zaman
Sanma ki bir kal diyen çıkar ardından
Ben bu dünyadan dosttan düşmandan aldım payımı gidiyorum
Günahlarımla cevaplarımla aldım başımı gidiyorum
Git gide yüreğime ince bir sizi girse gizli bir ateş beni yaksa da gidiyorum

Ben bu hayattan aşktan sevdadan aldım payımı gidiyorum
Günahlarımla sevaplarımla aldım başımı gidiyorum




Bahar, yalvarırım çek git işine!..
Salma üstüme çiçeklerini,
...aklımı çelme!..
Her sabah çimenlerin çiyden ürpererek uyanıyor bahçemde; sonra güneşle oynaşıp tütsülenmiş gibi buğulanıyor.
Ne zaman sokağa çıksam badem ağaçları salkım saçak çiçek...
Kavaklar kıpır kıpır, ıslık ıslığa meltem...
Kırda dayanılmaz bir kekik kokusu, toprakta türlü çeşit börtü böcek...
Yapma bunu bana bahar,
Böyle üstüme gelme...!

     

* * *


Zaten damarlarıma zor zaptediyorum kanımı...
Çoktan cemreler düşmüş beynime, yüreğime...
Kalbimin buzları erimiş.
Göğüs kafesimde ne idüğü belirsiz bir kıpırtıyla geziyorum nicedir...
Bir de sen çıldırtma beni...
Krizdeyim ben... tembelliğin sırası değil, uyamam sana...
Al git serçelerini sabahlarımdan, çağlalarına, kokularına hakim ol.
Meltemlerine söyle, deli gibi ıslık çalıp sokağa çağırmasınlar beni...
Bulutların üşüşmesin başıma...
Girme kanıma benim...
...yoldan çıkarma...!

     

* * *


Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin,
afrodizyakların en etkilisi,
Sevdanın suç ortağısın.
Kıyma bana...!
Biliyorum çünkü, yine kandırıp yeşillendireceksin aşka; gövdemi azdırıp sonra birden çekip gideceksin.
Tam kanım kaynamışken sana, toplayıp allarını morlarını, beni bir kuraklığın ortasında terk edeceksin...
O iple çektiğim ışığın, dayanılmaz olacak o zaman...
Ne o delişmen sabahlar kalacak, ne günaha çağıran çapkın eteklerin
uçuştuğu günbatımları...
Tembel kuşların şakımaktan bitap, ebruli çiçeklerin kokmaktan...
Buselerin nemi kuruyacak çöl rüzgarlarında...
Yeşerttiğin çiçekler, yürekler solacak; damar damar çatlayacak ruhumuz...
Hayat, bir ezik otlar diyarına dönüşecek yeniden... yüreğim viraneye...
Her bahar sarhoşluğu gibi, geçecek bu sonuncusu da...
Ebedi bahar, bir başka bahara kalacak.

     

* * *


İyisi mi, hiç azdırma ruhumu bahar...
İş açma başıma...
Git işine!
Yoldan çıkarma beni!...



Can Dündar




SUSTUM!



Suskunluğun misafiri olmaktan haz alıyor yüreğim!
Musalla taşındaki cesedin suskunluğu kadar suskunum!
Konuşmalara küstüm! Gemilerim artık kendime yol alıyor.


Her zaman her yerde her istenileni anlatamıyorum.
Kime, neyi, nasıl ispatlayacaksı n! o halde suskunluğun elini tutuyorum.
Merhem tutmaz öyle yaralarım var ki! Konuşamıyorum…
İçime atıp susuyorum.


Kurşun geçmez şartlanmış beyinlere söz geçiremiyorum.
Sayfalarca susuyorum.
Kelimelerimin dinlenmeye en çok muhtaç olduğu anlarda,
Beni anlayacak bana derman olacak birini aradığımda,
O çok (boş) konuşanlar kaçıyor.
Sokağımın gece yarısı suskunluğa terk edildiği gibi,
Bende yüreğimi suskunluğun kucağına bırakıyorum
Konuştuğum zaman mahkûm,
Sustuğum zaman zanlı muamelesi görüyorum.
Ne yapacaksın, kime gideceksin…
Anlamsız konuşmalardan kendime sığınıyorum
Zor olanı tercih ettim sustum…


Boğazıma dizilmiş sözcükleri söylemeden, haykıramadan, içime atarak…
Bir bilseler susan birinin gözlerinde çuvallar dolusu kelime olduğunu,
Ve yine bir bilseler söz tükenmişse en güzel cevabın susmak olduğunu…



Tarif edemediğim acıları,
Hayal kırıklıklarımı susuşlarımla örtüyorum.
Yüreğimin en ücra köşelerine inen zehirli oklardan
Canım çok yandı!


Konuşursam;


Kırmaktan, kırılmaktan


Gözyaşlarımı tutamamaktan



Kelimeleri yan yana getirememekten



Yaralı kelimeler sunmaktan korkuyorum.


Geri alınmayacak kelimeler adına; ağzımın sürgüsünü çektim!


Şuan boğazımda düğümlenen kelimeleri çarmıha germekle meşgulüm


Sustum…



Ben sustukça suskunluğumun üstüne düşman gibi sözcükler yağsa da
İncitseler de beni, artık vakit susma vaktidir
Korkup kaçtı,
Suçunu kabul etti,
Haksız olduğunu kabullendi diyecekler…
Desinler… Dudağım mühürlü!
Duygularım susuşlarımda saklı kalacak.
Yıllardır biriktirdiğim hiç kullanılmamış kelimelerimi
Devren satılığa çıkarıyorum. İlan verdim!
Alan olmazsa kalbimin morgunda biriktireceğim. ..


Sahi, her susan haksız mıdır?
Belki de her Suskunluğun arka planında ciltler dolusu anlamlar vardır.
Kim bilir!
Ve bir gün Söylenmemiş cümlelerimi zulama koyup gideceğim bu şehirden
Varsın kaçtı desinler…
Susacağım!

Derin denizleri her rüzgâr dalgalandıramaz…

~~~ Mehmet Orhan Durdu

Ay Işığı / Moonlight by mevsim1


V
e dörtte üçü su olduğundan mı vücudumuz okyanuslar gibi Ay'ın cazibesinin etkisindedir..?

Bu yüzden mi içimiz gelgit halindedir..?

Sular ve gökler arasında yapayalnızım.

Tut ki yeni yaratılmışım...

Bu yüzden mi sudan sebeplerle yitiririz su gibi aziz şeyleri çoğu zaman.

Sular durulduğunda aydınlanır anlamlar, ama sular durulmaz dalgalanmadan...


Mor Mürekkep / Nazan Bekiroğlu

Bir Adım At...!

19/3/2009




Kaybımız ve kazancımız hep küçük şeyler yüzünden olur...

Tek bir adım at! Bir adım küçük değil...En uzun yolculuğa bile bir adımla başlanır...
Sadece bir adım!Kendini bulmak için kollarında gerçeğin,bak şimdi tam zamanı...

Küçük Şey Yoktur/ Kemal URAL



MusicPlaylistRingtones
Music Playlist at MixPod.com

RSS

Blogcu ile yapıldı